CHP’li Maral: “Belediye hem madenci, hem denetçi olamaz!”

CHP’li Maral: “Belediye hem madenci, hem denetçi olamaz!”

CHP Ünye İlçe Başkanı İsa Maral, Yalı kumsalı düzenlemesinden maden ocaklarına kadar yerel yönetimin uygulamalarını eleştirerek, "Belediyeler ticari alan sevdasından vazgeçip, halkın nefes alacağı yerleri korumalıdır" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ünye İlçe Başkanı İsa Maral; Hizmet TV stüdyolarında, Şahane Radyo ve Ünye Kent Gazetesi sosyal medya hesaplarında MM Mimarlık ve Toprak Yapı sponsorluğunda canlı olarak yayınlanan, Gazeteci Ali Öztürk’ün hazırlayıp sunduğu “Kentin Sesi” programında çarpıcı açıklamalar yaptı.

Maral, sahil düzenleme projeleri ve madencilik faaliyetleri üzerinden yerel yönetimlere ağır eleştiriler yöneltti.

"Yalı Kumsalına dokunmayın, trafiği çözmez"

Maral, Ünye Yalı kumsalındaki peyzaj düzenlemesi tartışmalarına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

"Sabah sahil yolu Dikilitaş mevkiinden tıkanıyor, tam mesai saatinde çıktığınız zaman Atatürk Mahallesi’nden tıkanıyor. Yalı kumsalına yapacağınız çalışma, bu trafik sorunun çözecek mi? Niye inadına bu işler yapılıyor? Orası dursun o şekilde. Oraya 4 metre, 5 metre yürüyüş yolu yapılarak Ünye’nin ne turizmine ne kültürüne bir rahatlık getireceğine inanmıyorum."

"Sahilleri karikatür gibi bıraktınız"

Altınordu sahilinde yapılan benzer düzenlemeleri örnek gösteren Maral, halkın ücretsiz faydalandığı alanların ticarileştirilmesine tepki göstererek şunları söyledi:

"Altınordu sahilinde de aynı şeyler yapıldı. Şimdi bakıldığında Altınordu’da karikatür gibi bir yer kaldı. Yani başka cazibe alanları geliştirilmesi gerekirken habire sahile doğru bir hamle yapılıyor. Buna gerek yok.

Bayramca Tepesi’nde yapılan Millet Bahçesi, o benim 2014 yılında Belediye Başkan adaylığımdaki seçim beyannamemde de vardı. Ama buralar yapılırken kesinlikle ortalama bir vatandaşın ve dar gelirli bir vatandaşın şehrin merkezinden yararlanacağı mekanlar tamamen elden çıktı. İskele mevkisi ve oradaki tesislerde insanlar otururdu. 8-10 kişi bir ara gelir muhabbet eder, çaylarını içer vakit geçirirlerdi. Şimdi buraların hepsini ticari alana döküp de insanların nefes alacağı yer bırakmıyorsunuz. Kalan 3-5 yeri de giriş ücreti alınan, piknik yapacak insanların para ile gireceği bir yere dönüştürürseniz insanlar nefes alamaz. Belediyeler her yaptığı işte daha sonra ki işletmeciliği için oranın kamu kaynaklarına yük getirmeyecek şekilde planladığınız zaman halkın bir kısmının buradaki hizmetleri almasına erişemez bir duruma getiriyorsunuz. Bunları yapmamak lazım.

Biz Atatürk Parkı doldurulurken de karşı çıktık. Bisiklet yolunu ilk Fevzi Çakmak’a yaparken dediler ki 2-3 metre kumsala girilecek. Niye giriliyor? Kaç kişi orada bisiklet sürüyor. Hatta ben orada basın açıklaması yaparken CHP olarak her şeye karşı çıkıyorsun görüntüsü oluşur dediler. Şimdi baktığımızda Atatürk Parkı’ndaki o dolgu olmasa, biz yalıdaki bu olayı konuşuyor olmayacaktık. Belediyeler ticari alan sevdasından vazgeçip, halkın nefes alacağı yerleri korumalıdır."

Milletvekili Adıgüzel’in "Kazık Sökme" eylemi hakkında açıklama

Gazeteci Ali Öztürk’ün, CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in Yalı kumsalındaki "kazık sökme" eylemi ve ÇED toplantısındaki tavrına yönelik eleştirileri sorması üzerine Maral, milletvekillerinin denetim görevine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Milletvekillerinin her şeyden önce denetim görevi var. Birincisi Yalı’daki kazık sökme olayı, eğer o tür girişimler ve Ünye Çevre Platformu oluşturulmasaydı şimdi ye kadar oldubittiye getirilip bize orayı yapıyor ya da yapmış olacaklardı. Yalı’daki o olaydan sonra vatandaşın hepsinin de bunu istemediği, ciddi bir buna muhalif olanların olduğu görüldü ve orada geriye duruş oldu. Burada simgesel olarak bazı şeylerin yapılması gerekiyor ki; siz hiçbir izin almadan, hiçbir gerekçerilmeden, hiç bir komisyondan geçmeden bir yere kazıkları çakıp burayı şu şekilde yapıyoruz diyemezsiniz. Şuanda Çevre Bakanlığı’ndan gelen yazı bir okusanız, ders niteliğinde yerel yönetimlere.”

"Belediye kendi madenini nasıl denetleyecek?"

Maden ocakları ve ÇED süreçleriyle ilgili usulsüzlük iddialarını gündeme getiren Maral, Ordu Büyükşehir Belediyesi'nin hem maden işletmeciliği yapıp, hem de ruhsat/denetim aşamasında bulunmasını etik bulmadığını vurgulayarak, şu açıklamayı yaptı:

"Bu işin yapılması için ikna edilen muhtarların bazıları bize geldiler, 'ÇED gerekli değildir' diye raporlar verildi. Valilik tarafından 9 mahallenin 9’una da 'ÇED gerekli değildir' diye yazı gönderildi. Bu mahkemeden döndü, döneceği apaçık belliydi. Çünkü her türlü ÇED ile ilgili iznin alınması gereken konular var. Su kullanımı DSİ, orada su kullanılacak. Orman ile ilgili Orman Genel Müdürlüğü. Oradan maden alındıktan sonra, oranın doğaya kazandırılması ile ilgili işlemleri Orman Genel Müdürlüğü yapacak. Ağaçlandırma yapacak. Her şeyi geçelim hepsinin orada yapılması zaten uygun değil. İkincisi buna gayri sıhhi işletme kurma ve ruhsat verecek olan kurum madencilik yapmaya uğraşıyor. Aynı kurum hem madencilik yapıp, hem de madeni denetleyebilir mi? Üçüncü bir yanlış da şu, maden şirketleri de orada. Bu şöyle aksettirildi, devletin memurları ile bürokratları ile oradaki Milletvekili arasındaki olay değil. Olay özel madencilik şirketlerinin sahipleri ile Milletvekili arasında şeye dönüştü. En enteresan tarafı belediye de taraf oluyor. Gayri sıhhi işletme kurma ve ruhsat verecek olan kurum madencilik yapmaya uğraşıyor. Aynı kurum hem madencilik yapıp, hem de madeni denetleyebilir mi?"

"Toplantı basmak değil, denetim görevidir"

Halkın katılımı toplantılarının usulüne uygun yapılmadığını savunan Maral, süreci şu sözlerle özetledi:

"Halkın katılımı toplantıları 8-10 tane işlemin bir arada ve halkın ulaşımına uzak bir yerde yapılmasını gerektirmez. Bu toplantılar mahallinde yapılır. Yapılamayacak bir toplantıyı 'burada yapamazsınız' demek toplantı basmak falan değil, denetim görevini görmek. Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin girdiği bir ihaleye, daha sonra ona işletme izni verebilecek olan başka bir özel firmanın girmeye cesaret edebileceğine siz inanıyor musunuz?"