CHP ve DİSK Dev Emekli-Sen’den ortak 8 Mart açıklaması

CHP ve DİSK Dev Emekli-Sen’den ortak 8 Mart açıklaması

CHP Ünye İlçe Kadın Kolları Başkanlığı ve DİSK Dev Emekli-Sen Ünye Şube Kadın Komisyonu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ortak basın açıklaması düzenledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ünye İlçe Kadın Kolları Başkanlığı ve DİSK Dev Emekli-Sen Ünye Şube Kadın Komisyonu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ortak basın açıklaması düzenledi.

-“Bugün, tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart'ı; kadınların şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı bir dönemde karşılıyoruz”- 

Ünye Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasında konuşan CHP Ünye İlçe Kadın Kolları Başkanı Ayşe Atay, şunları söyledi; “Bugün, tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart'ı; kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşılıyoruz.  Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki; kadın düşmanı politikalara, derinleşen yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler; özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz! 

-“Bugün kadınlar sadece şiddetle değil; görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor”-

Bugün kadınlar sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor. Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların "doğal görevi" gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz! Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir, hakkımız pazarlık konusu değildir! 

-“Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yoludur”-

Bizim yolumuz bellidir. Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yoludur. Atatürk'ün "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" sözü, bizim siyasi pusulamızdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in liderliğinde; kadını sadece aile içinde değil, hayatın her karesinde güçlendiren, toplumsal cinsiyet eşitliğini kağıt üzerinde değil sokakta, iş yerinde ve Meclis'te var eden bir Türkiye mücadelesi veriyoruz. Yerel yönetimlerimiz bunun en somut örneklerini ortaya koymaktadır. Belediyelerimizin açtığı kreşler, kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmaktadır. Kreş, kadınların çalışma hakkının teminatıdır. Çocuk bakımını yalnızca annenin sorumluluğu olarak gören anlayışı reddediyoruz. Kamusal, erişilebilir ve nitelikli bakım hizmetleri yaygınlaşmalıdır. Genel Başkanımızın vurguladığı gibi; eşitlik bir imtiyaz değil, en temel haktır! Ve biz haklarımızdan vazgeçmiyoruz!  İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz!  6284 sayılı kanun etkin ve eksiksiz uygulanacak, biz vazgeçmiyoruz!  Eşit işe eşit ücret mücadelemizden vazgeçmiyoruz! Kadınların sırtına yüklenen ev içi bakım sorumluluğunun kamusal politikalarla paylaşılmasını istemekten vazgeçmiyoruz!  Yoksulluğun en ağır yükünü taşıyan kadınların sesi olmaktan asla vazgeçmiyoruz! Kadınların özgür olmadığı bir toplumda, demokrasi sadece bir kelimeden ibarettir. 

-“Bizler CHP Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz”-

Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, omuz omuza mücadele ederek bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz. Bugüne, kadın mücadelesinin tarihine isimlerini yazdıran, New York'ta hakları için, eşit işe eşdeğer ücret almak için grev yapan, işverenin bu kadınların üzerine kapıyı kilitlemesinin ardından yanarak can veren 129 kardeşimizi anıyoruz.  Bu kadınların direnişleri, bugün şiddete, eşitsizliğe ve karanlığa karşı yükselen her kadın sesinde yaşamaktadır. Bizler de onların bıraktığı yerden, korkmadan ve boyun eğmeden mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.  8 Mart, sadece bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve inşa günüdür. Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz!  Son sözümüz net ve bakidir.  Çare eşitliktedir. Cumhuriyet değerlerimizde, kurtuluş mücadelemizdedir! 

-“Eşitlik için Tut Elimden, Örgütlen!”-

DİSK Dev Emekli-Sen Ünye Şube Kadın Komisyonu Ayfer Soytürk; “8 Mart; biz kadınların emeği, eşitliği ve özgürlüğü için verdiği tarihsel mücadelenin simgesidir. 8 Mart yalnızca bir anma günü değil; sömürüye, eşitsizliğe, şiddete ve ayrımcılığa karşı haklarımız için mücadele etme günüdür. Ancak bugün dünyanın pek çok yerinde savaşların ve çatışmaların en ağır yükünü de yine kadınlar taşıyor. Savaşlar yaşamları yıkıyor, yoksulluğu derinleştiriyor ve kadınların hayatlarını daha da güvencesiz hale getiriyor. Bu nedenle barış talebi, kadınların en temel taleplerinden biridir. Başta İran'da, Filistin'de savaşın ve işgalin gölgesinde yaşam mücadelesi veren kız kardeşlerimize ve dünyanın dört bir yanında savaşa karşı özgürlükleri için direnen tüm kadınlara dayanışma duygularımızı gönderiyoruz. Bugün, 8 Mart'ta her zaman olduğu gibi dünyanın dört bir yanında kadınlar eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için taleplerini haykırıyor. Biz de buradan DİSK'li kadınlar olarak aynı kararlılıkla sesleniyoruz. Biz kadınlar hayatın her alanında eşitsizlikle ve ayrımcılıkla yüz yüzeyiz. Siyasal iktidarın yıllardır sürdürdüğü piyasacı, otoriter ve cinsiyetçi politikalar toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor, kadın emeğini değersizleştiriyor ve kadınları eve hapsetmeye çalışıyor. Nitekim son veriler Türkiye'de her 10 kadından yalnızca 3'ünün istihdamda olduğunu, kadın istihdam oranının yüzde 32 civarında seyrederken erkeklerde bu oranın yüzde 66'nın üzerinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tablo, işgücü piyasasında cinsiyet temelli eşitsizliğin, biz kadınlar aleyhine kalıcı hale getirildiğini göstermektedir.

-“Eşdeğer işe eşit ücret yasal ve fiili olarak güvence altına alınmalıdır”-

Bugün Türkiye'de biz kadınlar, erkeklere kıyasla daha düşük ücretlerle, daha güvencesiz koşullarda ve daha esnek biçimlerde çalıştırılıyoruz. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 30'u kayıt dışı çalıştırılmakta, özellikle kısmi zamanlı işlerde güvencesizlik oranı yüzde 60'lara kadar çıkmaktadır. Bu tablo kadın emeğinin sistematik biçimde değersizleştirildiğini gözler önüne sermektedir. Eşdeğer işe eşit ücret hâlâ en temel taleplerimizden biridir. Kadınların erkeklerle aynı nitelik ve sorumluluk düzeyindeki işleri yapmalarına rağmen daha düşük ücret alması kabul edilemez bir ayrımcılıktır. Ücret eşitsizliği, denetimsiz ve cinsiyetçi bir çalışma rejiminin sonucudur. 8 Mart'ta talebimiz açıktır: Eşdeğer işe eşit ücret yasal ve fiili olarak güvence altına alınmalıdır.

-“Biz yalnızca işyerinde değil, yaşamın bütününde ayrımcılığa maruz bırakılıyoruz”-

Biz yalnızca işyerinde değil, yaşamın bütününde ayrımcılığa maruz bırakılıyoruz. Ev içi ve bakım emeği kamusal bir sorumluluk olmaktan çıkarılıp bizim "doğal görevimiz” gibi sunuluyor. Kreş hakkının yaygınlaştırılmaması, yaşlı ve engelli bakımının kamusal olarak desteklenmemesi biz kadınları ya düşük ücretli işlere ya da işgücünün dışına itiyor. Nitekim Türkiye'de 21,5 milyon kadın işgücüne dahil değildir ve milyonlarca kadın ev içi bakım yükümlülükleri nedeniyle çalışma yaşamının dışında kalmaktadır. Oysa biz biliyoruz ki bakım emeği toplumsal yeniden üretimin temel dayanağıdır ve kamusal bir sorumluluktur. Ücretsiz ve nitelikli kreşlerin yaygınlaştırılması, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinin kamusal olarak örgütlenmesi ve ev içi ücretsiz emeğin sosyal güvence kapsamına alınması toplumsal cinsiyet eşitliği için zorunludur. 8 Mart'ta bir kez daha söylüyoruz: Bakım yükü bizim kaderimiz değildir. 8 Mart'ın tarihsel mirası bize şunu göstermektedir: Haklar lütufla değil mücadeleyle kazanılır. Eşitlik ancak örgütlü olduğumuzda mümkündür. Sendikalarda, işyerlerinde, mahallelerde, meydanlarda yan yana geldiğimizde; taleplerimizi haykırdığımızda, şiddete ve ayrımcılığa karşı birlikte durduğumuzda güçleniriz. Ancak bugün Türkiye'de her 10 kadın işçiden yalnızca biri sendika üyesidir ve kayıt dışı istihdam da hesaba katıldığında gerçek sendikalaşma oranı yüzde 7'ye kadar düşmektedir. Bu nedenle kadınların örgütlenmesi yalnızca bir hak değil aynı zamanda eşitlik mücadelesinin temel aracıdır.

-“Bugün burada taleplerimizi hep beraber el ele, kol kola yeniden haykırıyoruz”-

Bugün burada taleplerimizi hep beraber el ele, kol kola yeniden haykırıyoruz: İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa etkin bir biçimde uygulanmalıdır. 25 Haziran 2021'de yürürlüğe giren ILO'nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi Türkiye Hükümeti tarafından onaylanmalı, etkin biçimde uygulanmalıdır. Toplumsal cinsiyet temelli suçlarda, kadın cinayetlerinde cinsiyetçi iyi hal, tahrik indirimi gibi uygulamalardan vazgeçilmelidir. İktidarın politikalarında kadın istihdamını artırmak için önerilen esnek çalışma biçimleri yerine kadınlar için tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalıdır. Kadınların işgücüne katılımının önündeki en büyük engellerden olan ve kadınlara özgü görülen bakım sorumlulukları için kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılarak herkesin Ücretsiz yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanmalıdır. Kamu-özel ayrımı olmaksızın, çalışan ebeveynlere dönüşümlü ve eşit olarak ücretli izin verilmelidir.

-“DİSK'li kadınlar olarak tüm işyerlerinde mücadelemize sahip çıkıyoruz”-

DİSK'li kadınlar olarak meydanlardan haykırdığımız talepleri örgütlü mücadelemizle ilmek ilmek örüyor, toplu iş sözleşmelerimizde taleplerimizi görünür kılıyoruz. Fabrikalarda, belediyelerde, bürolarda, tezgahlarda; tüm işyerlerinde mücadelemize sahip çıkıyoruz. Toplu iş sözleşmelerimize İstanbul Sözleşmesi ve ILO 190 kapsamında toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik düzenlemelerin yaşama geçirilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını teyit ediyor, ayrımcılık yasağını güvence altına alıyoruz. Kadınlara yönelik şiddet ve taciz vakalarında mücadele prosedürlerini ve politikaları kapsamında psikolog desteğini, eşine şiddet uygulayan erkek işçiye mali yaptırımları, iş akdinin feshi gibi idari yaptırımları hayata geçiriyoruz. İşyerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve ayrımcılığı önlemek amacıyla işe alım politikasında kadın kotasını uyguluyoruz. Çünkü biliyoruz ki haklar yalnızca talep edilerek değil, sözleşmelere yazdırılarak ve uygulanarak kazanılır.

-“Bu düzen değişmeden eşitlik gelmez ve bu düzeni değiştirecek olan, örgütlü kadınlardır”-

Bugün 8 Mart'ta bir kez daha ilan ediyoruz: Haklarımızı geri alacağız. Eşdeğer işe eşit ücret için, güvenceli çalışma için, kamusal kreşler için, şiddetsiz işyerleri ve şiddetsiz bir yaşam için, özgürlük ve eşitlik için örgütleneceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu düzen değişmeden eşitlik gelmez ve bu düzeni değiştirecek olan, örgütlü kadınlardır. Bu nedenle İşyerlerimizde ve toplumun her alanında kız kardeşlerimizin ellerinden tutarak örgütlenmeye devam edeceğiz. Tut Elimden Örgütlen! Yaşasın Kadın Dayanışması! Yaşasın 8 Mart! Yaşasın DİSK!